Follow by Email

20 Temmuz 2010 Salı

Yaşam Senaryolarınızı Kim Yazıyor?


Kuantum mekaniğine göre gözlemleme; eylemin sonuçlarını değiştirmektedir. Yapılan deneyler sonucunda; olaya şahit olan kişinin, algısının da gerçekliğe taşındığı ve kişinin algı alanına göre deney sonucunun değiştiği tesbit edilmiştir. İşte bu prensibe göre yaşamınızdaki deneyimlerin kaynağı algılarınız, algılarınızı oluşturan ise düşünce ve inançlarınızdır. Nasıl yaşayacağınızı algılarınız oluşturur.

Yaşamınızdaki senaryoların metnini annenizin karnına düşmenizden şu anki yaşınıza kadar algı alanınıza giren her şey oluşturur. Geçmiş yaşama inanıyorsanız onları da bu gruba dahil edebiliriz. En büyük ana kaynak, anne karnında geçirdiğiniz 9 aya yakın bir zaman periyodu ile 0-7 yaş arasıdır. Bu dönemde zihin ve düşünceler henüz şekillenmemiş olduğundan organik reseptörlerimiz olan sezgilerimiz etkindir. Sürekli sezgi ve içgüdülerimize göre yönümüzü belirleriz. Beyin, çoğunlukla Tetha dalga boyundadır. Tetha dalga boyu öğrenmenin en hızlı olduğu, yaratıcılığın en hızlı geliştiği, sezgilerimizin en kuvvetli olduğu bir süreç yaşatır. Kısaca buzdağının suyun altında kalan kısmını hisseder ve biliyor oluruz. Örneğin anne ve babamız dışarıdan ne kadar mutlu ve uyumlu görünse de, içlerindeki korku, endişe, kıskançlık vb gibi enerjiyi algılar ve aynen modelleriz. Anne ve babanızın bu senaryoda herhangi bir sorumluluğu yoktur. Onlar da aynen sizin gibi organik reseptörleri ile algıladıkları gerçeği yaşamlarında modellemişlerdir. Sonra 7-14 ve 14-21 yaş dönemi derken yaşama ait tüm algılar şekillenir. Kendinizi öylece yaşama teslim edersiniz. Mezun olmuş ve artık tüm öğrendiklerinizin (algılarımızın) pratiğe dökülme zamanıdır. Yaşam senaryonuz algılarınıza uygun olarak yaratılmaya başlar. Bu senaryoların oluşması çok gelişmiş bir zekanın ürünüdür. Sürekli farklı alternatiflerde, tekli, çiftli, karaköklü, yanar döner olarak kendini gösterir. Benzer senaryoları sürekli olarak üretmekten kurtulmanın tek yolu şu anda kalabilmektir. Şu anda kaldığınızda, çok bilinmeyenli denklem misalı gelişen senaryoların kaynağını ve nasıl performas gösterdiğini algılamak kolaylaşır. Yaşam senaryoları şöyle gelişir;

Yarattığınız yaşam senaryosunda karşınıza çıkan insanların bazıları, size sizi gösterir, bazıları ise sizin başkaları ile olan ilişkinizin aynasıdır. Devamlı aydınlanmanız için ışık tutarlar. Karanlıkta kaldığınız yani algınızın doğru olduğuna inandığınız sürece sürece ışığı görmek zorlaşır. Olayı kavrayıp “ A-ha” dediğinizde ise, Quantum sıçraması denilen olay gerçekleşir ve artık ışık görünür hale gelir. Bu yazdıklarımı bir örnekle açıklayacak olursam ; Örneğin anne ve babanızın sizi koşulsuz olarak sevmediğini farketmiş ve hayal kırıklılığına uğramış olabilirsiniz. Ve onların sevgisini hissedemediğinizden durmadan bir şeyler yaparak onların dikkatini çekmeyi çalışırsınız. Sizi sevmedikleri yönündeki bilgi algınızda var olduğu sürece ne yaparsanız yapın senaryonun metni değişmez. Sonunda anne ve babanızdan ümidi kesip farklı alanlara yönelirsiniz. Bu sefer bilinçaltı karşınıza iki yeni dost çıkartır. Bununla da yetinmez okulda veya bir dernekte çalışmalar yürütüyorsanız orada da farklı bir ikili yaratırsınız, örneğin dernek yöneticisi ile çok sevilen bir üye. Hayatınıza giren 2 dost ile dernekteki iki kişi tamamen farklı içerikte senaryo olsa dahi sonuç aynıdır. Bu iki grubun da ilgisini çekmek için çabalar ama planladığınız gibi sevgiyi hissedemezsiniz. Nerede yanlış yaptım dersiniz. Aslında yanlış olan bir şey yoktur. Çok güvendiğiniz ve sevdiğiniz kişi ve kişilerin sizi tercih etmeyeceği yönünde inancınıza uygun olarak yaşam senaryosu mükemmel bir şekilde gerçekleşiyordur. Enteresan olan ise karşı tarafın farklı bir senaryosu olmasıdır. Örneğin karşı tarafın senaryo metni farklı güçleri olan kişileri tanıyarak kendi içindeki gücü keşfetmeye yönelik olabilir. Siz sevilmek tercih edilmek onlar ise farklı ilişkilerle farklı güçleri deneyimlemek isterler. Siz gücünüzü olduğu gibi ifade etmeyince de karşı tarafta farklı arayışlara girer. Bu durum tam sizin istediğiniz gibidir yani sizi artık tercih etmiyordur. Çok bilinmeyenli denklemmiş gibi gözükse dahi, birbirini tamamlayan farklı renkteki logo parçaları gibidir. Kişi günün birinde, yaşadığı senaryonun geçmiş hayatındaki bir algının sonucu olduğunu kavradığında senaryodaki kilit nokta çözülür ve karakterler diziyi terk ederler. Benzer senaryoyu yazmamaya başlarsınız. Senaryo artık sizin için geçerliliğini yitirmiştir.

Konuyu toparlarsak; Hayatınıza farklı rolleri olan insanlar girer, çıkar. Rollerin dağıtımı ve senaryo metni sizin tarafınızdan yapılır. Senaryo metni tam istediğiniz gibi şekillenir, oyuncular doğuştan yeteneklidir, rollerini çok iyi oynarlar. Senaryonun gidişatını beğenmediğinizde ve/veya canımız sıkıldığında ise olay ve kişileri yargılar ve suçlamalarda bulunur veya niye benzer tür deneyimleri hayatımda yaratıyorum der senaryoda yer alan oyuncuların iş akidlerini feshedersiniz. Bu tarz anlar kalbinizi tamamen dışarıya kapattığınız zamanlardır. Bu kapanma uzun sürmez bir öncekinden farklı gibi gözükse aynı senaryo tekrar kurgulanır, yeni karakterler takıma katılır, eskiler hayatınızdan uzaklaşır. Aslında hepsi birer evrenin mutlak gerçeğine aykırı olarak öğrendiğiniz ve inanç sisteminize kattığınız deneyim ve enerjilerdir. Evren, bu algıların ötesinde bir yaşamın olabileceği konusunda ısrarla ve devamlı olarak size hatırlatmaktadır. Dualiteyi kabullenmenizi ve algınızın ötesine geçmeniz için sizi yönlendirmektedir.

Çözüm, hayatınızda hoşunuza gitmeyen bir şey olduğunda ona reaksiyon göstermek yerine olan her ne ise geçmiş algımızın ürünü olduğunu bilmek ve bunu değiştirmekte yatar. Bu da kendine ve evrene güvenmeyi, her koşulda kendini sevmeyi, yaşamınızdaki her deneyimi takdir etmeyi gerektirir. Bunu sağlamanın yolu şimdide yaşamaktır. Şimdide yaşamayı sağlayan en iyi tool ise bağlantılı nefes alıp vermektir. Mevlana ve diğer gurular bunu keşfetmiş ve sözlerinde de açık açık bunu yansıtırlar zaten

Sevgiler

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder