Follow by Email

22 Eylül 2017 Cuma

Teslim Olmayı Seçmeye Hazır Mısınız?

Her şeyi oluruna bırak, evrene güven, hiçbir şey tesadüf değil”.….. Bu sözcüklerin hepsi teslim olmakla ilgilidir. Yaşamınızda kaos olduğunda, güvende hissetmediğinizde, hayal kırıklıkları yaşadığınızda mutlaka teslim olamadığınız bir şeyler var demektir.  Böyle zamanlarda geçmişin kötü hayaletleri ile geleceğin güçlü baskısı, endişe ve korku olarak yaşamınıza girer. Teslim olmak zorlaşır. Kendinizi iyice savunmasız hissettiğinizde ise çıkış yolu olarak psikiyatriste gider, spritüal çalışmalara katılar ya da sakinleştirici hap arayışına girersiniz. Bu yollar dışında başka bir yol daha vardır. Bu yol, Evliya Çelebi misali dünyayı dolaşmaktır. Bu yolun işe yaraması iki şarta bağlıdır. Birincisi tek başına seyahate çıkmak, ikincisi seyahat edeceğiniz ülkeye Türkiye çıkışlı bir turun olmamasıdır.    

Fırsat buldukça bu çıkış yolunu kullanırım. Benim gibi bildiğinden şaşmayan inatçı bir zihne sahipseniz teslim olabilmek için en uygun çıkış yolu budur. Bundan üç sene önce, İspanyolca dışında başka dilin konuşulmadığı Güney Amerika kıtasını ziyarete gittim. Oradayken derdimi anlatmaya çalıştığım zamanlarda, kendimi sessiz sinema oyununun içinde buluyordum. Çünkü seyahat öncesi yapılan uyarılara rağmen İspanyolca öğrenmemiştim. İşte bu sayede Peru’dan, Ekvatora geçerken teslim olmayı öğrendim.

Kara yoluyla yapılan sınır geçişleri genellikle tehlikeli olduğundan geziye gitmeden önce Peru, Ekvatır sınırı için Tibet gezimde tanıştığım İspanyol arkadaşıma danıştığımda sorun olmayacağını söylemişti. Fakat sınıra geldiğimde durumun çok farklı olduğunu anladım. Karanlık görünüşlü yedi sekiz adam kolumdan çekerek arabalarına binmem konusunda ısrar ediyorlardı. Yapılacak bir şey yoktu. Buraya kadar bayağı yol kat etmiştim. Geriye dönemezdim. O an orada ne olacaksa olacaktı, teslim olmaktan başka çarem yoktu. Çaresizlik içinde etrafıma bakınırken, benim gibi otobüsten yeni inmiş Perulu bir aile gözüme ilişti. Onlara doğru yürüyerek İngilizce bilip bilmediklerini sordum. Evet, çok şükür ki ailenin kızı İngilizce yanıt verdi. İçim çok rahatlamıştı. Sınırı geçerken hangi yolun güvenli olduğunu sordum. Ailesiyle bir süre konuştuktan sonra anne ve babasını işaret ederek onlarla birlikte gitmemi söyledi. İçimden ne kadar şanslıyım onlar da benim gibi diğer tarafa geçiyorlar diye düşündüm. Taksi ile bir saat kadar gittikten sonra sınıra ulaştık. Burası gerçekten güvenli bir sınır kapısıydı. Fakat o sırada Perulu ailenin geri dönmeye hazırlandıklarını fark ettim. Anladım ki o kadar yolu benim için gelmişlerdi. Evren, en çaresiz olduğum anda karşıma en uygun olan aileyi çıkartmıştı. O gün istasyonda teslim olmak yerine endişeyi seçseydim Perulu aileyi fark edemeyecektim. Tüm bunlar bir an için bile olsa teslim olduğum için gerçekleşmişti.

Savunmasız olduğunuz anlarda teslim olmayı seçtiğinizde size destek verecek iyi insanların mutlaka orada olacağından emin olun. Bu tür anlarda ortaya çıkan ihtiyaç hissi o kadar güçlüdür ki yardım etme içgüdüsü yüksek olan iyi insanları harekete geçirir. Orada ne yapılması gerekiyorsa o olur. Evren güçlü bir ihtiyaç hissine hemen karşılık verir. Tek şart o an endişe yerine teslim olmayı seçmektir.


Her daim Sevgi ve Işıkla
Sibel KAVUNOĞLU


BİD: Güney Amerikayı keşfetmek isteyenler blogumu takip edebilir. http://sibelgeziyorsa.blogspot.com.tr/2012/11/yine-bana-yol-gorundu.html

14 Eylül 2017 Perşembe

Bir Başkasının Ayakkabısını Giymek


Bir başkasını ayakkabısı giymek deyimi, başkası hakkında yorum yapmadan kendimizi onun yerine koymak anlamına gelir. İnsanlarla olan ilişkilerimizde genellikle empati kurmak yerine fikir yürütmeyi seçeriz. Mesela, etrafı neden kirlettikleri, neden çalışmadıkları, neden saygılı olmadıkları hakkında negatif yorumlar yaparız. Prensiplerimize aykırı bir durum olduğunda da negatif geri bildirimde bulunuruz. Bazen bizimle aynı fikirde olmazlar. O zaman manipüle eder, güç gösterisinde bulunuruz. Dünya nüfusunun 7,3 milyar olduğunu düşünürsek aynı fikirde ve tarzda insanı bulmak çok kolay olmayacaktır. Zor olanı istemek mutluluk getirmez. Aksine karmaşa getirir. İnsanlarla birlikte yaşamaya devam ettiğimiz sürece arada bir de olsa onların ayakkabılarını giymeyi gündemimize almakta fayda vardır. Aranızda bir başkasının ayakkabısını giymeyi denemek isteyenler varsa aşağıdaki çalışmayı deneyebilir.

Tanıdığınız bir insanı hayal edin. Bu insan sizi rahatsız eden bir insan olsun. Her defasında neler yaptığını ya da neler söylediğini en ince detayları ile hatırlayın. Bilgiler iyice netleştiğinde, kendinizi onun yerine koymaya başlayın. Ve şu soruları sorun:

      - Bunu yaparken nasıl hissediyorum?
      - O anda neler düşünüyorum? Aklımdan neler geçiyor?

Bu çalışma yaparken önemli olan o kişinin tarzı ile ilgili düşünceleriniz ile kendi hikayenizi bir kenara bırakmış olmanızdır. Maximum beş dakika boyunca kendi karakterinizi ve prensiplerinizi tamamen bir kenara bırakarak o hareketi yaparken ya da o sözleri söylerken onu neyin motive ettiğini yani davranışının gerisindeki sebebi bulursunuz.  

Sonra öngörülerinizi bir kâğıda yazın. Bitirdikten sonra yazdıklarınızı okuyun. Hem yazarken ve hem de okurken neler hissettiğinize bakın. Ve aşağıdaki soruları yanıtlayın. 

            -   O insan hakkındaki düşüncelerinizde değişme oldu mu? Onun hakkında neler düşünüyorsunuz?

Bu çalışmanın ikinci bölümü biraz zorlayıcı olabilir. O insana yardımı olacak kalpten bir şey yapmayı planlayın ve onu uygulamaya koyun. Kendi kendinize kaldığınızda ise şu soruları yanıtlayın.

        - Yaptığınız şeyin üzerinizdeki etkisi ne oldu? 
        -   Yaptığınız şey, o insanda nasıl bir etki bırakmış olabilir? 

Çalışmayı tamamladıktan sonra kendinize şu soruyu sorun.

-        Aynı çalışmayı bir başkası için yapmak istiyor muyum?


Bu çalışmayı birden fazla kişi için yaptığınızda hoşgörü biriktirmeye başlarsınız. Hoş görü, diğerlerini anlamaya başladığımızda ortaya çıkar. Belli bir seviyeye geldiğinde zihin bu halin sürekli olmasını isteyecek, daha büyük adımlar atmanız için yeni fikirler üretecektir. 

 Her Daim Sevgi ve Işıkla
www.nefestr.com