Follow by Email

15 Kasım 2017 Çarşamba

Her Ne Oluyorsa Sebebi Kendinde Ara

Teninin rengi, konuştuğu dil, eğitim ve ekonomik durumu ne olursa olsun bu dünyada yaşayan her insan özünde aynıdır. Afrikalı, Asyalı ya da Avrupalı da olsa, tüm insanlar aynı şeyleri hissedip, aynı şeylerden korkarlar. Örneğin, çocuğu acı çeken her insanın içi yanar. Dünyanın neresinden olursa olsun tüm insanlar mümkün olsa, çocuklarının çektiği acıyı kendi mutluluğu ile değişmek ister. Sevgi ve şefkat uyandığında her insan benzer reaksiyonları gösterir.

Dünyada yaşayan her insan tıpkı sevgi ve şefkat duygusunda olduğu gibi mutlu ve başarılı olmayı da çok ister ve bu amacını gerçekleştirmek için ne gerekiyorsa yapar. Korkular da aynıdır. Ten renginden, konuşulan dilden bağımsız her insan hayatının belirli dönemlerinde ölüm, yaşlanma, yalnızlık korkularıyla karşı karşıya gelir. Bu üç korkunun dışında kalan korkuların çoğunluğu bu üç korkudan kaynaklanırlar. 

Korkularına çare bulmak isteyen insanlar, ne kadar iyi niyetli olsalar da birbiriyle kıyasıya yarışırlar. Bu yarışlar sayesinde yeni ekonomiler oluşmuştur. Mesela, yaşlanma korkusunu yok etmek adına özel ürünlerle birlikte operasyon teknikleri geliştirilmektedir. Ölümü geciktirmek adına sağlıklı ürünler üretilmektedir.  Dünyanın dört bir yanında yaşayan bilim adamları ölümcül hastalıklara çare bulmak için gecelerini gündüzlerine katmaktadır. Oluşturulan yeni ekonomiler sadece ekonominin yaratıldığı ülkeye değil, tüm insanlığa hizmet etmektedir. Hatta biraz daha ileriye gidecek olursak, yaratılan bu ekonomileri korumak için yeni ekonomiler ortaya çıkmıştır. Şu an elimde objektif değerler olmasa da kanımca koruma ekonomilerinin payı acıyı dindirmek için yaratılmış olanlardan daha fazladır. Tüm bu ekonomiler kısa vadede acıları dindirse de ölüm ve yaşlılık gibi kaçınılmaza çare bulamamaktadır. Aksine yeni acıların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. 

Eğitimli ya da eğitimsiz olmasından bağımsız her insan hedefe ulaştığında yola çıkış sebeplerini unutmaktadır. Bu gerçeğin farkında olanlar dahi maalesef bu savaşın içinde yer almaktadır.

Tüm bu yazdıklarımdan ne mi çıkar? 

Konuştuğumuz dilden, sahip olduğumuz ırktan, tenimizin renginden bağımsız olarak birbirimizi yargılamak yerine sevmeye çalışmak daha akıllıca olacaktır. Çünkü;
- sevmek söz konusu olduğunda, 
- korkular söz konusu olduğunda, 
- çaresizlik söz konusu olduğunda, 
- acılar söz konusu olduğunda 
aramızda kan bağı olmasa da hep ama hep aynı şeyleri yapıyoruz. Birileri size karşı kötü bir şey yapmış olabilir. Her neler olduysa iki tarafın da hissettikleri birbirinin aynıdır. Bırakın ne yaptıysa kendisinde kalsın, siz de kalmasın. Siz de kaldığında öfke, endişe ve çaresizlik hissi sizi yakıp kavuracak. 

Nasıl isek öyle yönetiliriz. Ne yaparsak yapalım kendimize yaparız.


Her ne oluyorsa sebebi kendinde ara! 

Her Daim Sevgi ve Işıkla


7 Kasım 2017 Salı

İyilik Yap İyilik Bul


 İyilik yapmakla ilgili bir sürü güzel söz vardır. Bunlardan bazıları şöyledir, 
  • -       İnsanlara iyilik yapmak, ahirette azaptan kurtulmaya ve cennet nimetlerinin artmasına sebep olur
  • -       Herkese iyilik yapmak, ödünç veya sadaka vermek çok sevaptır.
  • -       İyilik yapmak sağlığa iyi gelir.
  • -       Uzun yaşamın sırrı insanlara iyilik yapmaktır.

İyilik yapmak, iç güdüseldir, doğuştan mayamızda vardır. Bir şeyler sürekli bizi iyilik yapmaya iter.  Bazen bir talihsizlik olur. İyilik yaptığımız insanlar bize karşı nankörlük yaparlar. Bu tarz durumlarda en yakın arkadaşlarımız “Boş ver senin hatan yok iyilikten anlamayan o. Boşuna kendini üzme” demek zorunda kalırlar.

Şöyle bir gerçek var ki, insanların nankörlük yapmalarında iyilik yapanın da payı vardır. İyilikle ilgili söylenen onca güzel söze olan güçlü inanç, yapılan iyiliklerin karşılığını hemen alma isteğini körükler. Karşılık beklenerek yapılan iyilikler, ihtiyacın ne olduğu söylenmeden karşılanmasını istemek gibidir. Beklentiyle yapılan iyilik, enerji tüketir. Beklentiler, öfke enerjisini besler. Öfkeden de güzel bir sonuç çıkmaz. Direk baştan neye ihtiyaç olduğu söylenmiş olsa, onca negatif enerji açığa çıkmamış olacaktır.

Bazen de karşımızdaki kişiye neyin iyi geleceğini varsayarak iyilik yaparız. Bu tarz bir iyilik insanın kendi kendisine yaptığı iyilikler kategorisine girer. Sürekli birilerine iyilik yapar gibi görünsek de kendimize pay çıkartırız. Geri planda kendimize ait bir ajanda vardır. Dolaylı yoldan kendimize iyilik yapmak yerine direk kendimize iyilik yapmak daha akılcı olacaktır.

İyilik yaparken size iyi gelen, karşınızdakine de iyi gelir. İyilik yaparken yoruluyor ve enerjiniz tükeniyorsa, karşınızdaki insan da aynı şekilde bu iyilikten yüzde yüz faydalanamaz. Gerçekten iyilik yaptığınızda yükselen özel bir duygu vardır. Bu duygu şükran duygusudur. Bu duygu yükseldiğinde beklentiler, öfke, kızgınlık yok olur. Kalbiniz dolu doludur, beden ve zihniniz tamamen rahat olur. Bu enerjiyle insanlara yaklaştığınızda hem siz hem de karşınızdakinin çok mutlu olur. Şükran duygusu da herkese iyi gelir. İnsanı daha sağlıklı ve dengeli yapan içinde şükran duygusunun olduğu iyilik yapmadır.  

Her Daim Sevgi Ve Işıkla