Follow by Email

11 Ekim 2018 Perşembe

Mutluluğu Yanlış Yerlerde Arama

 Geçtiğimiz haftalarda “Tatmin dolu ve mutlu bir hayat”başlıklı bir yazımı paylaşırken Miami üniversitesi ile Harvard School of Public Health tarafından yapılan bir çalışmayı referans olarak kullanmıştım. Şimdi tekrar bu çalışmayı hatırlatmak istiyorum. 

Bu çalışma kapsamında insanlara aşağıdaki seçeneklerden birisini seçmesi istenmişti.

      a)   Siz yılda 50.000 dolar kazanıyorsunuz diğerleri 25.000 dolar
      b)   Siz yılda 100.000 dolar kazanıyorsunuz diğerleri 250.000 dolar

Araştırma sonucuna göre çoğunluk b şıkkını seçmişti. Bir çoğumuzun diğerlerine göre daha avantajlı olduğumuzda, daha mutlu olduğumuz ortaya çıkmıştı. Özetle mutluluğumuz, başkalarının sahip olduklarına bağlı! Bu sonuç inandırıcı gelmediyse o zaman aşağıdaki durumların yaşantınızda olup olmadığına bakın; 

1-   Sürekli bir şeyler yapma halinde misiniz? 
2-   Bir şeyler yapmadığınızda kendinizi rahatsız mı hissediyorsunuz?
3-   Kendi kendinizi yargılıyor musunuz?
4-   İnsanların sizi suiistimal ettiğine inanıyor musunuz?
5-   Sevilmediğinizi mi düşünüyorsunuz?

  Yukarıdaki şıkların hepsi de kendisine değer vermeyen bir kişinin deneyimlerini yansıtmaktadır. Kendi mutluluğunu başkalarının sahip olduklarına göre belirleyen bir kişi kendisine değer vermiyor demektir. Bunun sebebi öz farkındalığın gelişmemiş olmasıdır. Öz farkındalığı gelişmemiş olan insanlar çoğunlukla kendilerini mutlu edecekleri, yanlış yerlerde ararlar. 

Siz de mutluluğu yanlış yerde arayanlardansanız öz farkındalığı arttırmaya ve “Ben, illa ben” olayını bir kenara bırakarak daha şefkatli bir birey olmaya niyet etmelisiniz. Öz farkındalığınız arttığında sadece kendinizi tanımakla kalmaz diğer insanları da daha iyi tanımaya başlarsınız. Soru işaretleriniz azalır. Sorular azaldığında zihin rahatlar. Zihin rahatladığında öfke, nefret ve acının tuzağına düşmezsiniz. Bu hayat sizin hayatınız. Siz siz olun, Mutluluğunuzu doğru yerde arayın. Ve bunun için de hemen şimdi bulunduğumuz yerden başlayın ve meditasyon yapın.

Her Daim Sevgi ve Işıkla 
-->

An ve An Mutluluk İçin

 Günlük hayatımızda huzuru bulmak, an ve an mutlu olabilmek için bizi yoldan çıkaran düşüncelerden arınmak gerekiyor. Arınmak için de yoldan çıkaran düşünceleri anlamak yani düşüncelerin oluşmasına sebep olan motivasyonu öğrenmek gerekiyor. 

Bana göre yoldan çıkaran düşüncelerin gerisindeki motivasyon kişinin başkalarından çok kendisini düşünmesidir. Bir insanın sadece kendisini düşünmesi huzur vermekten çok depresyona sebep olur. Kendisini düşünen bir insan sürekli kendisine neler olacağından endişelenir. Hatta zaman zaman dışarıda şarkı söyleyen kuşlara, havlayan köpeğe öfkelenebilir. Ya da esen esen rüzgâra sinirlenebilir. Kendini düşünme halini çok iyi açıklayan iki örneği paylaşmak istiyorum.

Az tanıdığınız birisiyle birliktesiniz diyelim. İkinizin de karnı aç. Birlikte olduğunuz insan, bir kişiye yetecek kadar yiyecek buldu ve yiyeceğini sizinle paylaştı. Siz açlığınızı giderdiniz, mutlu oldunuz. Size yardım eden kişinin karnının doyması dışında başka neler hissettiğini tahmin etmenin zor olmayacağını düşünüyorum. 

Başka bir durumda ise, birisi sizi kritize etti. Çok rahatsız oldunuz.  Burada unutulmaması gereken, kritizmin sadece kendi kendini mutlu etme endişesi olan kişiler üzerinde etkili olur. 

Kendini düşünme halini ortadan kaldırmak için, bu halin gerçek düşmanınız olduğunu kabul etmeniz gerekir. Bu konuda size yardımcı olması açısından kendini düşünme halinin gizli gizli oynadığı oyunlar ve sonuçlarının bazılarını aşağıda özetledim; 


1-   Kişisel gelişiminizi sağlayacak uygulamaları yapmaktan alıkoyar. Çok iyi hocalardan ders almış, işinde iyi olan yazarların kitaplarını okumuşsanız dahi size tüm bildiklerinizi unutturur, hatırlamanızı engeller.
2-   Birisi sizi sinirlendirdiğinde, suiistimal ettiğinde ya da öfkelendiğinizde size neyin en iyi geleceğini unutturur. Örneğin Pozitif konsantrasyon geliştirmenin yani meditasyon yapmanın öfkeye iyi geleceğini unutturur. Size konforlu gelen fakat ruhunuzun ışık almasına izin vermeyen davranışlara yöneltir. 
3-   Bir şeyleri yapmak istersiniz ve bunun için söz verirsiniz. Verdiğiniz sözleri unutturur. Başarılı olmanızı engeller, kısa süreli mutluluklara yöneltir.
4-   Başkaları için iyi şeyler yapmanızı engeller. 
5-   Zarar verdiğinizi, öz saygınızı, kişisel değerlerinizi göz ardı ettiğinizi göre göre negatif davranışlara yöneltir.
6-   Hayatınıza kattığından çok daha fazlasını kaybettiren ilişkilere yönlendirir.

Kendinizi düşünmeyi bırakarak başkalarını düşünmeye başladığınızda başka güzel bir şey daha olur? Diğerleri de mutlu olur. Nasıl mı? Bu konuda bizzat bilim adamları tarafından yapılmış bir deneyi paylaşmak istiyorum. 

Bir çocuk büyük bir topu tepeye çıkartmak için itiyormuş. Başka bir çocuk onu görmüş ve yanına gelip topu itmesine yardımcı olmuş. Başka bir olayda ise sonradan gelen çocuk tepeye doğru topu iten çocuğu engelleyecek şekilde yukarıdan aşağıya itiyormuş. Bu iki olayı izleyen çocuğu elektrotlar bağlamışlar. İlk senaryodayken olayı seyreden çocuğun mutluluğunun arttığı gözlenmiş. Diğerinde de negatif duygular yükselmiş. Bu da sevgi ve şefkat içeren her şeyin dışarıdaki insanları mutlu ettiği sonucunu çıkartmış. 

Eminim, hayatınız boyunca mutlu olmak için bir sürü şey yaptınız. Üniversiteyi bitirdiniz, belki birkaç dil öğrendiniz, sanatla uğraştınız, iyi bir işe sahipsiniz, birçok ülke gezdiniz, faydalı aktiviteler yaptınız. Kendi mutluluğunuz için, kendini düşünme halini gizlendiği yerden çıkartıp onu yok ettiğinizde, başkaları için bir şeyler yapmaya başladığınızda an ve an mutluluk kendiliğinden orada olacaktır. 

Her Daim Sevgi Işıkla 



Kaynak: Lama Yeshe The book death,Life

En Yüksel Potansiyeli Kullanmak

 En yüksek potansiyelinizi kullanabilmek, yolunuza çıkan insan ya da olaylara karşı sanki size bir şey olacakmış gibi “Tepki Vermek”yerine “Karşılık”vermekle mümkündür. 

Tepkisel davranışlar içinizdeki yangını canlandırmaktan başka bir şeye yaramazlar. Tepkisel davranış içinizdeki yangına devamlı yakıt ekler. Halbuki sorumlu davranış, yangının üzerine su dökmek şeklinde olacaktır. Peki, su dökme işi nasıl gerçekleşecek? Su dökme işi,

-      Kararlarınızı dün size neler olduğu ya da yarın neler olabileceğini düşünmekten ziyade o an orada neler oluyorsa ona bağlı kalarak verdiğinizde, 
-      İçinizdeki çözülmemiş travmaları referans olarak kullanmak yerine geçmiş tecrübelerden kazanılan bilgeliğe yani alınan derslere göre aksiyonlarınızı belirlediğinizde

gerçekleşir. Peki, bunun için neler yapabilirsiniz.? 

Michael Brown, bu soruyu “Var oluş süreci”kitabında şöyle yanıtlamıştır. “Davranış ve inançlarınızın altındaki enerji kalıplarının bütünleştirdiğinizde başınıza gelenlere tepki vermek yerine karşılık vermeye başlayabilirsiniz. ” 

Kısaca iş yine başa düştü diyebilirim. Geçmiş travmalar sonucunda meydana gelen yanlış algılar kaynaklı düşünce ve duygu kalıplarını bütünleştirmenize yardımcı olacak bir teknik bulmalı ve hemen uygulamaya başlamalısınız. 

Şimdilerde bu konuda size yardımcı olacak bir sürü şifa tekniği var. Size en uygun olan teknik ve hocayı seçmek sizin sorumluluğunuz. Örneğin ben şifa tekniklerinden nefes ve meditasyonu kullanıyorum ve Budist öğretilerden faydalanıyorum. Nefes ve meditasyon sayesinde zihnime çalışmak kolaylaşıyor. Budist öğretiler sayesinde de bilgeliği öğreniyorum. 

Gerçekten niyet ettiğinizde zihin yapınıza uygun  öğreti ve tekniği bulabileceğinize eminim.

Her Daim Sevgi ve Işıkla


 Kaynak: M.Brown Var oluş Süreci











-->

1 Ekim 2018 Pazartesi

Bilinçsizce Tutunma Halini Bırakmak


Sürekli bir şeylere tutunmak isteriz. Hayatımıza güzel şeyleri çekmek ister, kötü şeylere karşı savaş açarız. Bir şeylere tutunma isteği çiftçinin tarlasına ektiği tohumlar gibi bilinçaltına ekilirler. 

Bilinçaltına ekilen tohumlar sadece tutunma isteğinden kaynaklanmaz. Yanlış algılamanın sebep olduğu öfke, bağımlılık kıskançlık, nefret de bilinçaltına tohum eker. Hepsi de hayatımızda sürekli tekrarlanan döngülere sebep olurlar. 

Döngüler, “neden hep benim başıma geliyor”türden deneyimlerdir. Döngülerin hepsi de zihin ve beden de enerjisel olarak var olurlar.  Zaman içinde beş duyu da bu enerjiye uygun hareket eder. Beş duyu dışarıyla her bağlantıya geçtiğinde, benzer duyguların yükselmesine sebep olur. Yükselen duygular iyi de olabilir, kötü de. 

Duygular arzuları tetikler. Arzular da bir şeylerin peşinden koşma tutunma halini. Başlıca tutunma halleri şunlardır; fikirlere tutunma, hayata tutunma, davranışlara, kavramlara, bedene (ölüm yaklaştıkça daha da artacaktır) tutunma vb gibi. Tutunmaların hepsi de tekrarlar halinde hayatımız boyunca devam ederler. Her gün her an binlercesi gerçekleşir. 

Tutunmaların kökeni yanlış algılardır. Tutunmaların sahip olduğu enerjiyi tutunma anında zihnin hangi seviyede olduğu belirler. Zihin huzur dolu, korkusuz ve şefkat seviyesinde ise bilinçaltında iyi, zihin, korku, paranoya seviyesinde ise kötü iz bırakarak dönüşmek üzere beklerler. Tutunmanın sahip olduğu iz iyi de olsa kötü de olsa bilinçsizce tutunma isteğine son verilmelidir. 

Birçok insan hasta olmaktan korkar. Fakat hiç kimse egonun bilinçsizce tutunma isteğinden kurtulmayı düşünmez. Halbuki bu diğerlerinden daha kötü bir rahatsızlıktır. Atom bombası dahi sürekli zarar vermez. Egonun tutunma isteği sürekli gündeme gelerek insanı acı veren döngülerin içine sokar. Bundan kurtulmanın yolu sebebini durdurmaktan geçer. Sadece acıdan kurtulmayı dilemek ya da  “Ben zihnime vakit buldukça çalışıyorum” demekle olmak, gerçekten de bir şeyler yapılmalıdır. 

Bunun için de zihne çalışmak gerekir. Daha net hedef ve niyetlerimiz olmalı (*),kendimizi daha çok tanımaya önem vermeliyiz. Daha esnek olmalı, bir önceki yazımda bahsettiğim üç tarzı benimsemeye son vermeliyiz. Bir sürü değerli bilim adamı ileri teknolojiler üzerine başarılı çalışmalar yapıyorlar. Bazıları daha uzun yaşamın formülü üzerinde çalışıyor, elektrikle, suyla çalışan araçlar, robotlar geliştiriliyor. Bilim adamları dışında zekâ düzeyi yüksek ya da kaynakları geniş olan birçok insan var. Zihinsel gelişimin önemine dikkat çekseler, televizyon kanalları zihinsel gelişimi sosyal sorumluluk projesi gibi ele alsa ne kadar güzel olurdu. Sanırım
“Zihnin doğal halinin savaş, nefret değil de şefkat olduğunu hatırlamaya ihtiyacımız var”

Her Daim Sevgi Işıkla
Sibel KAVUNOĞLU 


(*) Net, hedefler konusunda bundan önceki dört yazıma göz atabilirsiniz
Kaynak: Budist Öğretiler-  12 Links of Dependent Origin

Engel Ne?


Son üç yazımda hedef, niyet ve iç değerlerin hayatınızın her alanında hareket ederken, konuşurken, dinlerken an ve an niyetinizle uyumlu olmadığından tatmin dolu mutlu bir yaşantıya sahip olamayacağınızdan bahsettim. Sizce bu uyumu bozan ne olabilir?  

Uyumu bozan şey; engel seçtiğimiz tarz. Üç ana tarz var. Her insan bu üç tarzdan birine ikisine ya da hepsinden birazına sahip. Bu üç ana tarz şunlardır;  

1-  Haklı olmak;birçok insanın “haklı olmak” konusunda bağımlılığı vardır. Bu bağımlılığı bıraktığınızda başınıza gelecek en güzel şeylerden biri diğerleriyle ya da olaylarla ilişkinizin düzelmesidir. Bunun dışında karar almak kolaylaşır, diğerleriyle birlikteyken kendinizi pozisyonlama ihtiyacı hissetmezsiniz. Bu durum, fikirlerinizden vazgeçmeniz anlamına gelmez. Bu daha çok hayata yargılamadan bakmak; kendinizi savunmayı bırakmakla ilgilidir. Kendinizi savunmayı bıraktığınızda, düşünceleriniz niyetinizle bağlantılı olacağından düşündükleriniz sizi rahatsız etmemeye başlar.  Hata yapmak kötü bir durum olmaktan çıkar. Tolerans geliştirmeye yarayan bir araç haline gelir. Bu şekilde her an daha verimli geçer.   
2-  Başarıyı Hedef ve İsteklerden Kaç Tanesinin Gerçekleştiğine göre belirlemek;bu tarz, çok yorucu ve gerçek dışıdır. Çünkü bu dünyada nereye giderseniz gidin sizden daha iyi durumda olan insanlarla karşılaşacaksınız. Bir şeyleri arzulamak kötü değildir.  Arzuladıklarınızın hepsinin de kötü olması gerekmez. Arzuların arasından kişisel değerlerinizle uyumlu olanları tutabilir, diğerlerini bir kenara bırakabilirsiniz. 
3-   İçinde Yaşadığınız Hikâyenin Yıldızı olmak; bu dünyada hiçbir şey kalıcı değildir. Star olmak konusunda ısrarcı olduğunuz sürece Star Olma endişeleri sürekli artacaktır. Star olmaya son verdiğinizde hayatınızı kişisel değerlerine uygun yaşamak kolaylaşacaktır.

Şimdi sıra sizde; üç tavırdan hangisini bırakmaya hazırsınız?

Her Daim Sevgi Işıkla 


Kaynak: Dancing with the life P. Moffit
-->

26 Eylül 2018 Çarşamba

Niyet Temizliğine Devam

 (Bu yazıyı okumadan önce, geçmiş iki yazımı da okumanızı öneririm) 

Geçen haftaki yazımın konusu olan niyet temizliğine devam ediyoruz. Sıra iç değerlerin listesini yapmaya gelmişti. İç değerlerini belirlemeyenler için aşağıda bazı iç değerler örneklerini paylaşıyorum  

İç değerler iki farklı grupta toplanırlar. (*)

VAR OLUŞ DEĞERLERI
-       Dürüstlük: Bildiği gerçeğe bağlı olarak düşünmek, konuşmak ve davranmak
-       Medeni Cesaret: Zor olan iyi davranışları göze almak. Kalabalıkta biri olmama gücü, gerçekten “Hayır” diyebilmek, kendi inançlarıyla uyumlu yaşama gücü
-       Barışçıl Olmak: Sorunları barış ve huzur içinde çözme eğilimi içinde olmak. İlişkide çelişki yerine anlayışa önem vermek
-       Kendine İnanmak Ve Kendini Geliştirmek:Kendini diğerlerinden farklı kılan bireysel yönlerinin farkında olmak ve onları geliştirmek
-       Kendine Hâkim Olmak Ölçülü Olmak: Bedensel, duygusal ve zihinsel olarak kendine hâkim olabilmek ve davranışlarında ölçülü olmak
-       Aile İlişkilerinde Ve Diğer Kutsal İnançlara Saygılı Olmak: Ailenin temelindeki güven ilişkilerine ve insanın kendine aşmasının simgesi olan kutsal inançlara, manevi değerlere saygılı olmak
İLİŞKİ DEĞERLERİ
-       Güvenilir Olmak Ve Sadakat:Destek vermek, hizmet etmek ve katkıda bulunmak. Sözünün eri olmak.
-       Saygı: Yaşamla, mal mülkle ana babasıyla, yaşlılarla, doğayla ilişkilerde dikkatli ve sorumluluk içinde olmak. En önemlisi kendi düşünce ve duygularıyla ilişkisinde düşünceli ve nazik olmak
-       Sevgi: İnsanların gelişimine ve mutluluğuna zaman ayırmak.
-       Empati:Diğerleriyle ilişki kurarken onların gözüyle görmeye özen göstermek
-       İyi Kalpli Ve Arkadaşça Olmak: İlişkilerde nazik ve düşünceli davranmanın kaba saba davranmaktan daha değerli olduğuna inanmak. En önemlisi kendi iç dünyasından yabancılaşmama, kendisiyle arkadaşça ilişki içinde olmak
-       Hakkaniyet, Adil Olmak: “Ne Ekersen Onu Biçersin”kuralını anlamak ve uygulamak, yasalara uymak, yaşamının her alanında dürüst olmak.

İç değerler belirlendikten sonra artık son aşamaya geldik sayılır. Son aşama, iç değerlere uygun niyetlerin belirlenmesi aşamasıdır. İç değerlere uygun niyetler belirlendikten sonra artık niyet listeniz hazır demektir. Bundan sonrasında ise hareket geçme süreci başlar. Bu süreçte şunları yapabilirsiniz;

Yukarıdaki listeden başlangıç olarak kendinize olmazsa olmaz iki var oluş, iki ilişki değeri seçin. Bu iç değerleri hayatınızın tüm alanlarında işteyken, yolda yalnız yürürken, insanlarla, ailenizle sevgilinizle ya da eşinizle birlikteyken an ve an uygulayabilseydiniz niyet listenizdekilerin nasıl bir gelişim içinde olacağına dair meditasyon yapın. Bu arada niyetlerinize uygun aksiyonlar almak için de kendi kendinize söz verin. 

Kendinize verdiğiniz sözü tutmanıza yardımcı olacak iki farklı çalışma önerim olacak. 
1-   Bir ay boyunca her gün beş ya da on dakika, seçtiğiniz değerler ve niyetinizin birbirine uyumlu olduğunda neler olabileceğine odaklanarak meditasyon yapın. 
2-   Bir ay boyunca her gün örneğin bir saatlik bir zaman dilimi belirleyerek her ne yapıyorsanız, her ne konuşuyorsanız, her ne dinliyorsanız niyetinize uygun olup olmadıklarını kontrol edin. Hatta akşam uyumadan önce iki üç dakika kadar günü gözden geçirin.

Her Daim Sevgi ve Işıkla


Kaynaklar: (*) Linda ve Ricahard Eyre,Teaching Your Children Values kitabı kaynak olarak kullanılan Doğan Cüceloğlu sitesinden alınmıştır

12 Eylül 2018 Çarşamba

Niyet Temizliği

 (Bu yazıyı okumadan önce bir önceki yazımı okumanızı öneririm)

Hedefle niyet birçok defa birbirleriyle karışır. Gerçekleşmesini istediğiniz şeyler hedeflerinizdir. Örneğin, arkadaşlarınızla doğa yürüyüşe çıkmayı hedeflediğinizde yürüyüş için gerekli malzemeleri ayarlamak, buluşma yeri, saatini belirlemek hedefin gerçekleşmesi için yapılan aksiyonlardır. Doğa yürüyüşü yaparken sergilediğiniz tavır niyetinizdir. Bu anlamda niyet sizi siz yapandır, tamamen içinizden gelir. Niyetle hedef arasındaki bağlantı koparsa kendinizden de koparsınız. Bu bağlantıyı sağlamak için niyet listenizde temizlik yapmak işe yarayabilir.

Niyet temizliği için ilk adım, listedekilerin birbiriyle uyumuna bakmaktır.  Aşağıdaki gibi bir listeniz var diyelim. 
-      Aşk
-      Zenginlik
-      Başarı
-      Değerli Hissetmek
-      Özgüven
-      Mutluluk

Zenginlik ve başarı ikisi de güzel niyetlerdir. Fakat o çok arzuladığınız tatmin ve doyum duygusunu uzun vadede size vermezler. Çünkü materyal şeylere sahip olduğu halde sürekli mutlu olan bir insana rastlayamazsınız. (Bu konuyla ilgili yapılan araştırmalara “Tatmin dolu ve mutlu bir yaşam” başlıklı yazımda yer alıyor)   

Aşk, özgüven ve değerli hissetmek, bu üç niyetin vereceği mutluluk, bulunduğunuz yere, yaşadığınız olaylara, birlikte olduğunuz kişilere göre sürekli değişir. Mutlu olmak için onlara da güvenemezsiniz. Bu durumda yapılabilecek tek şey niyet listesini baştan hazırlamaktır.

Size özgüveni, başarıyı, aşkı, mutluluğu, değerli hissetmeyi verecek bir niyet listesi, iç değerlerinizi yansıtmalıdır. İç değerler nasıl bir hal ve tavırda olduğumuzla bağlantılıdır. Özetle bize ait parçalardır. An ve an iç değerlerinizle birlikte yaşadığınızda tatmin dolu ve mutlu bir yaşantıya sahip olma olasılığınızı arttırırsınız. 

İç Değerlerin başka bir deyişle kişisel değerleri anlatan bir sürü sistem ve bilgiler var. Bir sonraki yazımda niyet temizliğinin son adımından iç değerlerle niyetin bağlantısına devam edeceğim. Dilerseniz siz de bu arada iç değerlerinizin listesini çıkarın.

Her Daim Sevgi ve Işıkla



-->