Follow by Email

13 Şubat 2018 Salı

Gurur Kaynağınız Ne Olsun?

 İyi bir iş, güzel bir ev, iyi okuyan çocuklar, hatırı sayılı dostlar, topluluklara ait olmak insana gurur verir. Gurur kaynağımız olan, itibarımızı kuvvetlendirenlere fazlaca tutunduğumuzda ise bağımlılıklar başlar. Bağımlılıklar kişinin kendisini çok fazla düşünmesine sebep olurlar. Kendisini çokça düşünenlerin etrafında çok fazla insan olmaz. Yaşamdan keyif almak imkansızlaşır. Keyif alamamak bağımlılıkların bir sonucudur. Bunu anlamak çok önemlidir. Bu hafta sizi bağımlılığa sevk etmeyecek bir gurur kaynağından bahsetmek istiyorum. Bu kaynak, kendi yaşam hikayeniz!

Herkesin sade ya da şatafatlı her ne şekilde olursa olsun güzel bir çocukluğu olmuştur.  İlk defa dünyaya geldiğinizde var olan tüm imkanlardan henüz haberdar olmadığınız için size sunulanı olduğu gibi kabul ettiniz ve haliyle onlara çok bağlandınız. Koşulsuz olarak sevildiniz, koşulsuz olarak desteklendiniz. Koşulsuz olan her şeyin tadı damağınızda kaldı

Bazılarınız anne ya da babasını küçük yaşta kaybetti. Bir parçanız hep eksik kaldı fakat bu eksiklik sizi daha güçlü yaptı. Diğerlerine göre daha dayanıklı oldunuz. Eksikliğin acısını hissetmemek adına çalışıp durdunuz. Bir sürü beceri geliştirdiniz.

Bazılarınız anne ve babasıyla birlikte mutlu bir çocukluk geçirdi. Anne ve babasından aldığı güçle başarılı adımlar attı.  Bazılarınızın okul hayatı normal geçti. Bazılarınız hem okumak hem de çalışmak zorunda kaldı. Aile bütçesine destek verdi. Bazılarınız maddi durumu iyi olmasına rağmen çalışmayı çok sevdiği için çok çalıştı. Yardım kuruluşlarında gönüllü olarak çalıştı, mentorluk projelerinde yer aldı, gençlere destek verdi. Bazılarınız sanatla, müzikle ilgilendi. Konserler verdi.

Bazılarınız üniversite bittikten sonra üniversitede kalmayı tercih etti, yurt içi ve dışındaki bilim projelerinde yer aldı, ödüller aldı. Bazılarınız önce iş tecrübesi yerine seyahat etmeyi seçti, şehir şehir dolaştı. Bazılarınız asker oldu, ülkesini korudu. Bazılarınız pilot, sporcu, ev hanımı oldu. Bir şekilde ailesine ya da diğer insanlara destek verdi. Bir sürü zorlukla karşılaştı. Hayat bazen gerçekten çok zorlayıcı olabiliyordu.

Bazıları ise o kadar fedakâr oldu ki kendisine zaman ayıramadı. Yardım edip, destek verdiği insanlar teker teker hayatından çıktılar. Ve kendinizi zor bir soruyu yanıtlarken buldu. "Ben kimim? Kendimi mutlu etmek için neler yapabilirim? "Bu sorulara yanıt yanıt bulduğunuzda ise hayat amacınızı keşfetmiş oldunuz.

Bazılarınız başkalarından güzel şeyler duymak adına kendi hayallerinden vazgeçti. Bazıları yolun sonuna geldiğini düşündü, her zaman hayatın kötü taraflarını görmeyi tercih etti. Ta ki hayatın ne kadar güzel olduğunu hatırlayana kadar.

Her birimiz bir şekilde yuvarlanıp gidiyoruz. Artık şimdiye kadar yaptıklarınızdan ve olduğunuz kişi olmaktan gurur duymanın zamanı geldi. Hayatına dokunduğunuz insanları, küçük, büyük tüm başarılarınızı, diğerlerini mutlu etmek adına verdiğiniz çabayı kısaca hayatınızın en güzel taraflarını hatırlama zamanı geldi. Bizi biz yapan kötü ve iyi şeyleri hatırlayarak kendimizden gurur duyma zamanı geldi. Aynı zamanda bağımlılıkları yaratan, gelip geçici şeylere sıkı sıkıya tutunmayı bırakmanın da zamanı geldi

Kendi yaşam hikayeniz yerine statünüzü korumak adına başkalarının sahip olduklarına sahip olduğunuz için kendinizle gurur duymaya devam ettiğiniz sürece,  kendinizden gurur duymayacağınız seçimler yapmaya devam edeceksiniz. Bu noktadan sonra artık top sizde!

Her Daim Sevgi ve Işıkla
 www. nefestr.com

5 Şubat 2018 Pazartesi

Neden Bu Negatiflik?

Günün birinde kaybedeceğim diye üzülmeye hiç gerek yok. Apple'ın kurucu ortaklarından biri olan Steve Jops, kanser rahatsızlığına yakalandığında bu konuyla ilgili şunları söylemiş.

Yaşamda büyük seçimler yapmamı sağlayan en önemli şey, yakın zamanda öleceğimi hatırlamaktı. Çünkü her şey beklentiler, gurur, başarısızlığa uğramak, itibar kaybetmekle ilgili. Sadece önemli olduğunu düşündüğünüz şey için yaşadığınızda her şey önemini yitiriyor. Eninde sonunda öleceğimi bilmek, kaybedecek bir şeyim olduğuna dair düşünce tuzağından kendimi sakınmamı sağladı. Şu an zaten çıplaksınız. Bu yüzden kalbinizi izlememek için bir sebebiniz yok” . Evet, Kalbimizi izlemekten başka çare yok. Tıpkı yeni doğmuş bir bebeğin etrafındakileri keşfetmeye çalışırken ki çabası, bakışları, merakında olduğu gibi kalbimizi izlemeliyiz. Kalp hayatı, sevgiyi temsil eder.  

Bilge kişi olmaya gerek yok, çevremizde var olan her şey sevgi adına olur. Biraz daha fazla sevilmek için kıskançlık, hırs, kaygı ve endişe ortaya çıkar. Sevgiyi bulduğumuzda ise kaybetme korkusu başlar. Sevilmeyi başardığımızda ise sevgi konusunda odaklanmadığımız diğer kişiler üzülürler. Bazıları sevginin acı verdiğine inanır. Acıtan sevgi değildir aslında. Bağımlılık acıtır. Hayatımızda var olan insanlarla ilişkimizin biteceğini düşünerek acı yaratırız.  

Daha iyi eğitim almak için yüksek meblağlar ödediğimiz okullara gidiyoruz. Eğitimi tamamlayabilmek için bazılarımız borç almak zorunda kalıyor. Okul bitiyor, ailemize olan borcumuzu ödemek için çok çalışıyoruz. Bu ve benzeri bir sürü sorun var bu dünyada. 

Mevcut eğitim sisteminde öğretilen bir sürü şey var. Fakat dünyanın negatif tarafı ile nasıl geçineceğimiz konusunda bilgi verilmiyor. Mutlu olmak varken neden bu negatiflik?  Bu konuda gerçek bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum. Bir aile varmış. Çocuklarına büyük destek vermişler. Ne isterse onu yapmışlar. Çocuk ise onlarla ilgili sadece bir şeyi hatırlıyormuş. Bir gün yanağına atılan tokadı. Diğer pozitif her şeyi bir kenara bırakmış.  


Fizikken rahatsızlandığımızda bedenimizi çok iyi tanıyamadığımız için hemen doktora gideriz. Fakat kalp için bunu yapmak aklımıza gelmez. Negatife bulaşmamak için kendimizi eğitmenin bir yolunu bulmak gerekiyor. İç altınımızı (bu konuda bilgi bir önceki yazımda yer alıyor) arttırmak, uyumu ve dengeyi yakalamak için sahip olduklarımızı farkına varmalı ve onları paylaşmalıyız. Ne kadar çok paylaşırsak o kadar çoğalır. 


Bence bunu denemeye değer. 

Her Daim Sevgi ve Işıkla
Sibel KAVUNOGLU
Nefestr.com