Follow by Email

14 Ekim 2017 Cumartesi

Yardım Etmenin En Güzel Yolu


 Dünyasal kaygılar, öfke, kıskançlık, bağımlılıklar ve bunun gibiler bizi sürekli olarak  negatif enerjilerin içinde tutuyor. Kendimiz de dahil olmak üzere sevdiklerimize ve diğerlerine yardım etmekten çok zarar veriyoruz. Aslında birbirimizden pek farkımız yok. İnsanların iyisi de kötüsü de her gün her anında öfke, bağımlılık, yanlış bakış açısı vb. gibi negatif enerjilerle savaş veriyor. Maddi durumu iyi olan da olmayan da aynı acıyı çekiyor. Bilim de sağ olsun "var olan her şeyin bir sebebi var" diyerek topu bize atıyor. Kısaca pozitif ya da negatif hayatımızda her neler olduysa ya da oluyorsa sebebi, geçmişte yaptığımız seçimlerde saklı. Biraz saksıyı çalıştırıp, şu an yaşadıklarımıza bakarak geçmişte aldığımız karar ve düşünceleri analiz edip,  sonrasında da neleri yapmak, neleri değiştirmek ya da nelere son vermek istediğimizi netleştirebiliriz. Dileyen şöyle bir yol izleyebilir;


Hem iyi bir insan olup hem de kötü şeyler yapmanın mümkün olabileceğini kabul etmekle başlayabilirsiniz. Hayatınızda negatif enerjilere sebep olan öfke, bağımlıklar, kıskançlık hüküm sürüyorsa aynı dertten mustarip olanları yargılayarak negatif enerjilere güç vermeyi bırakıp, kendinize şu soruyu sorabilirsiniz. Hayatımı kaosa çeviren, mutsuzluktan başka bir şey getirmeyen negatif enerjilere sebep olan düşünce/görüş/alışkanlık/ davranışları desteklemeye devam etmek istiyor muyum?

Aslında yapılması gereken son derece basit. Mesela, öfkenizin sebebi, başkalarına karşı hissettiklerinizde saklı, bağımlılıklarınızın sebebi, arzuladığınız şeylerde saklı. Hissettiklerinize bilimsel olarak yaklaşarak öfke, bağımlılıklara sebep olanları gerekiyorsa bağrınıza taş basıp onları durdurabilirsiniz. Negatif aksiyonlarınızı azaltarak, pozitif olanlara ağırlık verdiğinizde sonucun ne olacağı şimdiden belli zaten. 

Yapılan bir araştırmaya göre insanlar söylediklerinizi %10-20 oranında, enerjinizi ise %80-90 oranında algılıyorlar. Buna göre enerjinizi değiştirerek hiç konuşmadan dahi insanlara yardım edebilirsiniz. Pozitif enerji oranı arttıkça, çevrenizdeki insanlar enerjinizden pozitif yönde tetiklenecekler. Yansıma yasasını biliyorsunuz. Önünüze birisi çıkıyor. Bir hareket yapıyor. Cinleriniz yükseliyor. Aynı hareketi bir başkası yaptığında aynı cinlerden eser yok. İşte negatif enerjilere sebep olanlarla vedalaştığınızda, bu tarz gariplikler derece derece ortadan kalkacaktır. İnsanlar sizinle birlikteyken artık negatif yönde tetiklenmemeye başlayacaklar. Tetiklenmeyince de başkalarının negatif enerjilerinin ortaya çıkmasını dolaylı yoldan önlemiş olacaksınız. Başkalarını negatif yönde tetiklememek hem kendinize hem de onlara yapılabilecek en güzel yardım olacaktır.

Her Daim sevgi ve Işıkla


8 Ekim 2017 Pazar

Öğrenilecek Çok Şey Var!


Öğrendiğimiz bilgiler “save” tuşunu kullanmadığımız sürece uçup gider. Tadını bildiklerimiz, “save” tuşuna bastıklarımızdır, hatırlaması kolay olur. Bu yüzden de deneyimlerden öğrendiklerimiz, kitaplardan öğrendiklerimize göre daha kalıcıdır. Bir de bazı özel insanlar vardır, onlardan öğrendiklerimiz de kalıcıdır. Bu insanlar genellikle ilham aldığımız kişilerdir. Söyledikleri gibi yaşamaları ile ünlüdürler.

Çocukların çok özel bir enerjileri vardır, onları da ilham aldığımız kişilere dahil edebiliriz. Çocukların tecrübe yaşları küçük olsa da insan ilişkilerinde çok başarılıdırlar. Özellikle teslim olmak, geçmişi bırakmak, affetmek, kin tutmamak konularında çok başarılıdırlar. Örneğin, oyun oynarken arkadaşlarıyla kavga etmiş olsalar dahi bir sonraki oyunda kolayca yeni bir sayfa açabilirler. Akılları fikirleri güzel vakit geçirmektedir. Bir önceki oyunun öcünü almak akıllarına bile gelmez. Geçmişi geçmişte bırakmanın doğru olduğunu bilmenin ötesinde bu hali yaşarlar. Bu özellikler, çocuktan çocuğa değişmez. Tüm çocuklarda aynıdır. Bu yüzden de çocuklar, öğrenme konusunda güvenilir kaynaklardır.   

Biz yetişkinler çocukların aksine geçmişi geride bırakmaz aksine ona sıkıca tutunuruz. Geçmişi zihnimizde tekrar tekrar canlandırarak açılmış yarayı sürekli kanırtarak iyileşmesini engelleriz. Şüphecilik, ben haklıyım, en iyisini ben bilirim tarzı, tek bir şeyle sonuçlanır. O da mutsuzluk. Çocukların yöntemi ise her zaman mutlulukla sonuçlanır. Peki çocuklar, bu özelliklerinden nasıl vazgeçerler?

Tabii ki biz yetişkinler sayesinde…Oyun oynayan çocuklar örneğine geri dönecek olursak; Ebeveynlerden biri oyun sırasında çocuğunun haksızlığa uğradığı düşünür ve diğer çocuğa diş biler. Aynı durum birkaç kez daha tekrarladığında, diğer çocuk tütü kaka olur. Bu durumda ya çocuk arkadaşından uzaklaştırılır ya da diğer çocuğun ailesi düşman statüsüne alınır. Çocuğun tarafında ise durum çok farklıdır. İntikam peşinde koşulmaz. Çünkü geçmişi geride bırakma, kin tutmadan, affedip ilerlemek gibi birçok güçlü silaha sahiptir. İlerleyen zamanlarda, doğduğundan beri tüm ihtiyaçlarını karşılayan, her türlü şartta sevip koklayan ebeveyninin kararına uymaktan başka çaresi kalmaz. Her zaman yaptığı gibi geçmişi kolayca bırakarak kullandığı güçlü silahlarını rafa kaldırır.

Guru google’da küçük bir araştırma yaptığınızda; dünyadaki dengesizlik ve kaosun sebebinin insanların birbirine verdiği sözel, fiziksel, zihinsel zararlar olduğundan bahsedildiğini keşfedersiniz. Bu çok doğru bir bilgidir. Diğerleriyle dengede olmadığımız sürece mutsuzluk kaçınılmaz olacaktır. Mutlu olmak için diğerleri için bir şeyler yapmak ve onların bir şeyler istemesine izin vermek gerekir. “Ben, ben”, “Ben daha iyisini bilirim” e dayalı negatif düşünce ve fikirlerin sonucunda yaratılacak şey, tatminsiz bir zihindir. Tatminsiz zihin, bağımlılıkla sonuçlanır. Bağımlıklar da kıskançlık ve öfkeye sebep olur. Bilime inanıyorsanız negatif düşünce ve fikirlerin pozitif olmayacağını bugüne kadar fark etmiş olmalısınız. Yine de emin değilim diyorsanız, kendi deneyimlerinize baktığınızda zaten gerçek ortaya çıkacaktır.

Sonuç olarak çocuklar bugün doğan güneşin akşam olduğunda yok olup ertesi gün tekrar doğacağını bilerek endişe etmeden kolayca geçmişi geride bırakabilirler. Biz yetişkinler ise her gün güneşin doğduğunu akşam batacağını ve ertesi gün doğacağını bildiğimiz halde güneşi sıkıca tuttuğumuzu varsayıp bir daha hiç batmayacağına göre hayatımızı şekillendiririz. İşin kötüsü çoğumuz bu fikri destekler hatta inanır… 


Her Daim Sevgi ve Işıkla


1 Ekim 2017 Pazar

Kendin Ol!

 Bazen hak ettiklerini düşünerek çevremizdeki insanlara kötü davranırız. Sizce şimşekleri üstümüze çekmek pahasına, kendimiz olmak adına mı böyle davranıyoruz. Bence hayır. Bazen de çevremizdeki insanlar mutlu olsun, bizi sevsinler diye hiçbir zaman olmayı istemeyeceğimiz kişi haline geliyoruz. Başkalarının sevdiği ya da en çok tercih ettiği kişi olmaya çalışmak çoğunlukla negatifle sonuçlanıyor.  Bence kendin olmak, negatiften çok pozitif özellikler taşımalı. Peki, ne yaparsak kendimiz oluruz?


Bence hikayelerimizi bıraktığımızda, başkaları için yaşamayı, mazeretler üretmeyi, insanları düzeltme ya da eleştirme çabasını bıraktığımızda, kendimiz oluruz. İçimizde karşımızdakilere karşı korku, endişe olduğu sürece kendimiz olmak mümkün olmaz. Kendimize yakıştırdığımız her etiket bir hikâyeden ibaret. “Ben buyum” dediğimiz şey sürekli değişmesine rağmen hikâyeyi yaşamaya devam ediyor ve o hikâyeye kendimizi adapte etmeye çalışıyoruz. Böyle olunca da insanları kırıyor. Hiç tercih etmediğimiz hayatımızdaki bazı insanlarla yollarımızı ayırıyoruz. Peki, kendimiz olmak için neler yapılabilir?
  • -       İçinizde bir yerlerde var olan neşe ve coşkuyu açığa çıkartabilirsiniz
  • -       Sezgilerinize odaklanıp onları anlamaya başlayabilirsiniz.
  • -       Düşüncelerinizi takip edebilirsiniz. Hayatınızı şekillendiren negatif düşüncelerin sayısının ne olduğunu tahmin bile edemezsiniz. (Budist öğretilere göre zihinden bir saat içinde geçen düşünce sayısı 702.000.) Takıldığınız herhangi bir düşünceye inanmaya başladığınızda ona uygun hareketler yapıyorsunuz. Ne yaptığınız nasıl bir insan olduğunuzu belirliyor. Düşünceler her zaman gelip geçecekler. Onlara tutunmak yerine sadece izlemeyi öğrenmek de fayda var. Aksi takdirde kendiniz olmak başka bir mevsime kalacak.
Aranızda kendisi olmayı içselleştirmek isteyenler varsa aşağıdaki soruları yanıtlayabilir
  1. -       Diğer insanların hakkımda ne düşündükleri önemli olmasaydı nasıl davranırdım ya da ne yapardım?
  2. -       Kendimi etiketlemediğimde yani gerçek olmayan hikayelerle kendime anlam vermediğimde hayatım nasıl olurdu?
1915-1973 yılları arasında yaşamış olan İngiliz filozofu Alan Watts’ın kendiniz olmakla ilgili güzel bir sözüyle yazıma son veriyorum.  

“” Kendiniz olarak uyanmak, olmayı hayal ettiğiniz kişiyi bırakmayı gerektirir””
İsteyenler için bu sözün orijinali ise şöyle; Waking up to who you are requires letting go of who you imagine yourself to be.” ~

Bundan sonrasında TOP sizde!!!

Her daim Sevgi ve Işıkla