Follow by Email

12 Mart 2014 Çarşamba

Bilinçaltı Bize Nasıl Hizmet Eder?


Bilinçaltı o kadar enteresan şeyler yapar ki örneğin, aptal olmak, işimize yarayacak ise onu bile gerçekleştirir.  Diyelim ki geçmişte bir şekilde kandırıldınız. Ve bu olay sizi bir hayli üzdü. Bilinçaltı, bu olaydan hemen sonra benzer olayların gerçekleşmemesi için gereken tohumları ekecektir.  Ancak ekilen tohumun bir de beslenmesi gerekecektir. Bunun için de geçmişte yaşanmış, bitmiş olaylar bu yeni yaratıma uygun hale getirilecektir.  Tohum büyüyüp serpilmeye başlayınca etkisi daha da yaygınlaşacaktır. Örneğin; Çok sevdiğiniz bir dostunuzdan herhangi bir konu hakkında bilgi vermesini istediniz ve de o an, fazla zamanı olmayan dostunuz bildiklerini, kısaca size özetlemek zorunda kaldı.  Tesadüf bu ya! sonraki günlerde konuyla ilgili yeni bilgiler edindiniz.  İçinizdeki o çok iyi yetiştirilmiş aldatılma tohumu dostunuzun sizi aldattığı illüzyonunu yaratacaktır.  Aslında bu olayda aldatanın; uzun zamandır tanıdığı bildiği dostuna söz hakkı vermeden hüküm veren siz mi? yoksa zamanı kısıtlı olduğu için eksik bilgi vermek zorunda kalan kişi yani dostunuz mu?  olduğu büyük bir soru işaretidir.    

Bilinçaltı, yukarıdaki örnekte olduğu gibi, sakındığımız faaliyetleri bizim de yapabileceğimiz gerçeğini fark etmemizi engeller.  Aslında dış görüntü, iç görüntüye uygun olarak allanıp, pullanarak sunulmaktadır.  Bu, bilinçaltının zekice bir illüzyonudur.  Bilinçaltı tüm bunları yaparak bize faydalı olmaya çalışmaktadır. Aslında pek de haksız sayılmaz. Çünkü sonunda hep başarı söz konusu olmaktadır. Örneğin, adaletli davranmadığından dolayı babaya duyulan kızgınlık, kişiyi iş hayatında başarılı bir iş kadını ya da iş adamı haline getirmiş olabilir. Başarılı olmak için bizi bu dünyaya getiren kişiye nefret duymak ne kadar doğrudur ya da gereklidir?  Ya da eşi ayrılmasın diye kanser vb. gibi şifalanması zaman alan rahatsızlıkları yaratmaya gerek var mıdır?

Yazdıklarımı şöyle bir toparlarsam,  bilinçaltının yarattığı gibi dışarıda, bizi tehdit eden güçler yoktur. Bence ilkokulda ahlak dersinde öğretilen  “ Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi başkalarına yapmayın” sözünün hayatımızdaki izlerini bir an evvel araştırıp gerekeni yapmalıyız. Tabii bir de yaşam yaşımızı uzun, öfke, nefret ve illüzyonların yaşam ömrünün kısa olması için bol bol dua etmeliyiz. Çünkü her doğumda olduğu gibi her başlangıcın da bir yaşlanma ve bir de ölüm süreci olacaktır.  Öfke, nefret ve illüzyonların ömrü uzadıkça bizim hainlik yaşımız da yükselecektir.  Belki de kökten çözüm için bu tarz doğumlardan kaçınılmalıdır. 
Her Daim Sevgi ve Işıkla

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder