Follow by Email

5 Eylül 2011 Pazartesi

Çevrenizde Yarattığınız Fırsatları Ne Derece Değerlendiriyorsunuz?

Çev

renizde her ne oluyor ise sizin yansımanız olduğu söylenir. Hele bir de bazı spirituel çalışmalara katıldıysanız konu iyice derinleşmeye başlar. Ve ". Çevremdeki her şey benim yansımam ise ben de diğer insanlar gibi kızgın, bencil, acımasız ve kıskanç mıyım? Şeklinde kendinizi sorgulamaya başlarsınız. Bu konuya kuşkuyla yaklaşmak yerine biraz anlamaya çalıştığınızda ise çevrenizde olup biteni anlamanızı sağlayacak fırsat kapıları tek tek açılmaya başlar. Nasıl mı?

Diyelim ki çevrenizdeki hırsızlık olaylarına gerektiğinden fazla tepki veriyorsunuz; bu durumda yaşamınızda bazı hırsızlık türleri rol almaya başlamış demektir. Örneğin; izin almadan arkadaşınızın eşyalarını sahipleniyor veya gereksiz yere konuşarak rol çalıyor olabilirsiniz. Bu örnekler her ne kadar masum gibi görünseler de; banka soyma, parasını ödemeden marketten mal alma, evli insanlarla ilişkiye girme gibi hırsızlık olaylarından hiç de farklı değildirler.

Hayatınızda masumca da olsa hırsızlık teması var olduğu sürece çevrenizdeki hırsızlıklar dikkatinize çekilmeye devam edecektir. Hırsızlık temanız ile ilgili düzenleme yapmadığınız takdirde çevrenizdeki hırsızlık olayları dozajını arttıracak ve gelecekte sizi nelerin beklediğini canlı sinema ekranı seklinde çevrenize yansıtacaktır.

Benzer durumu bir de " Yargılama" konusu ile de açıklamak istiyorum. Yargılama özelliği doğru kullanıldığında çok faydalıdır. Evrende var olanları daha iyi tanımamızı sağlar. Yargılama hali, diğerlerine göre ayrılık yaratma ve benimsememe gibi sonuçlar doğuruyor ise yargılamanın negatif hali görev başında demektir ki bu durumda çevrenizde birbirini kritize eden insanlar görmeye başlarsınız. Örneğin, sözde koruma amacıyla çocuğunu sürekli kritize eden anne, karısını sürekli kritize ederek tercihini değiştiren koca veya şiddet uygulayan koca , iletişim sorunu yaşayan dostlar........ gibi gibi.

Ama yine de siz de "karısını döven adam ben miyim” Şimdiye kadar kuşu bile incitmedim " diyor olabilirsiniz. Evet bir kuşu dahi incitmemiş olduğunuz doğru olabilir. Ancak kendinize yaptığınız işkence şüphe götürmez bir boyuta gelmiş olabilir. Örneğin, sürekli doğruyu oynamaya çalışırken içinizden gelen sesi dinlemiyor ve kendinize bir şekilde eziyet ediyor olabilirsiniz. İçinizdeki bu çatışma ile yüzleşmediğinizde ise çok yakında birbirine eziyet eden insanlar çevrenizde görüntülenmeye başlar.

Bu konuya bir de farklı bir açıdan bakalım; Örneğin; bir kişi hakkında yorum yaptınız ve en yakın dostunuz sizinle aynı fikirde olmadığını söyledi. Ve siz de “yahu bunu nasıl görmezsin” şeklinde şaşkınlığınızı belirtiniz diyelim. Aslında dostunuzun gözünden kaçan bir şey yoktur. İkinizde haklısınızdır. Dostunuzun içindekiler sizinkilerden farklı olduğundan o kişiyi sizin gördüğünüz gibi görememektedir. Hatta bir gün gelir bakmışsınız bu sefer siz aynı kişi hakkında farklı düşünmeye başlamışsınız. O kişi aslında hiç değişmemiştir. Değişen tek şey sizsinizdir.

Biz değiştikçe çevremizde bukalemun gibi değişecek ise sürekli çevremize bakıp hayatımızı düzenlemek yerine çevremizde olanların sorumluluğu alarak gerekli aksiyonu almak yapılacak en akıllıca iş olacaktır. Yaşamınızda her seferinde hep aynı şeyleri deneyimliyorsanız, çevrenizde her ne ise içinizin yansıması olduğunu kabul edip hoşgörü ve anlayışı hayatınıza getirdiğinizde, aslında kendinize anlayış gösteriyor olacaksınız ve bakış açınız kendiliğinden değişecektir. Sonunda artık sizi hiçbir şey rahatsız etmemeye başlayacaktır. Bunun içinde çevrenize verdiğiniz tepkileri, insanlara verdiğiniz öğütleri ( ki bu öğütler her zaman kendinize verdiklerinizdir.) analiz ederek o an içinizde olan biteni kolayca anlayabilirsiniz. Ve zamanla önümüze açılan yeni fırsat kapıları sayesinde daha da mutlu olabiliriz.

Çevrenizdeki yansımaların size sunduğu fırsatları kaçırmayın.

Sevgiler

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder