Follow by Email

10 Haziran 2013 Pazartesi

Sevgiden Korkuyoruz.


Beğenmediğiniz bir gömleği size kim satın aldırabilir? Ya da istemediğiniz bir yemeği size kim yedirebilir? “HİÇ KİMSE” öyle değil mi? Peki, o zaman neden bazen kendimizi mutsuz ve huzursuz hissediyoruz? Bu sorunun yanıtını ilişkiler ile ilgili bir örnek üzerinden giderek açıklamak istiyorum.    
Örneğin; şu an birisinden hoşlanıyorsunuz. Coşku içindesiniz ancak onunla birlikte olmanın hayalini kurmak yerine  “onunla birlikte olmak istemiyorum ya beni terk eder ise ” şeklinde endişeleniyorsunuz. Peki,  her şey güzel gidiyorken neden endişeleniriz? Çünkü gerçekte yaşamınıza birisinin girmesini istemezsiniz. Büyük bir ihtimalle geçmişte yaşadığınız bir ilişki istemediğiniz şekilde sonuçlandı ve benzer durumu bir daha deneyimlememek adına bu hikâyeyi uydurdunuz. Evet, terk edilmiş, yüzüstü bırakılmış olabilirsiniz, ancak bu noktada ilişkideyken nasıl bir insan haline geldiğinizi de hatırlamanızı tavsiye ederim. Örneğin; İlişkideyken sürekli fedakârlık yaparak, arzu ve isteklerinizi erteleme alışkanlığınız olabilir mi? “Ya galiba biraz”  diyorsanız, arzu ve isteklerin ertelemenin bir tür kısıtlama hali olduğunu da kabul edin. Nedeni ne olur ise olsun kısıtlamalar acı verir. Bu durumda acıdan uzaklaşmak için ya ilişkiye girmekten kaçar ya da imkânsız ilişkilere doğru çekilirsiniz. Hatta zaman içinde karşınıza çıkan kişilere hayran olmamak için, aptal olduklarını düşünür, onlarla zaman geçirmemek için; sıkıcı olduklarına karar verir, hatta sizden uzaklaşmalarını garantilemek için, özgürlüklerini kısıtlarsınız.  Hâlbuki tüm bunları yapmak yerine sadece ilişkiye girmek istemediğinizi kabul etseniz, her şey daha, kolaylaşacaktır. Ama olmaz! hem ilişkiye girmeyi istemez hem de (sadece lafta kalacak olsa da) onunla birlikte olmayı arzularız. Burada sıkıntıya sebep olan şey birbirinin zıddı iki şeyin aynı anda gerçekleşmesini dilemektir. Bu da gerçek ile savaşmak anlamına gelir ki gerçekle giriştiğimiz savaşı hiçbir zaman kazanamayız. Net olamamanın altında ya cahillik ya da korku yatar. Cahillik var ise acı da olmayacaktır. Acı var ise  “Sevmekten Korkuyorsunuz.” Demektir.

Bir ilişkinizin olmasını arzuluyorsanız, insanların sizi sevmeleri için uğraşmak yerine onları korkmadan nasıl sevebileceğinizi araştırın. Çünkü sizi asıl korkutan şey, sevgi değildir,  ilişkideyken nasıl bir insan haline gelmiş olduğunuzdur. Sıkı bir rejimdeyken muhteşem bir tatlıyı yemekten sizi kimse alıkoyamıyor ise sizi ilişkide olmaktan sizden başka kimse alıkoyamaz. Çünkü niyetin gücü her zaman kazanacaktır. Tabii niyetiniz gerçek ise!

Her Daim Sevgi ve ışıkla




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder