Follow by Email

9 Nisan 2012 Pazartesi

Bana Neler Oluyor?

Bazen sevdiğiniz bir kişinin yaptığı ya da söylediği bir şey size rahatsızlık verir. Rahatsızlığınızın sebebini onunla paylaştığınızda dostunuz ne demek istediğinizi anlamaz. Ona göre o, her zamanki gibi davranıyordur. Bir şekilde ona ulaşmaya çalışırsınız ancak bir türlü olmaz; olmaz, olmaz. Biraz daha ileriye gidip haklı olduğunuzu ispatlamak adına ikinizi de tanıyan başka bir arkadaşınıza başınızdan geçenleri anlatırsınız. O da konuyu abarttığınızı söyler. Nedense benzer olay sürekli tekrarlanıp durur. Bir türlü işin içinden çıkamazsınız. Ve "Bana Neler Oluyor?” noktasına gelirsiniz. Spirituel âlemde bu durum “Aynı enerji frekansında titreşmeme" hali olarak tanımlanır. Bu halin içindeyken aynı durumu, aynı söylevi artık eskisi gibi algılamıyor hale gelirsiniz. Bu tür durumlar çoğunlukla rutininizin dışına çıktığınızda ya da uzun soluklu spiritüel çalışmalar sonrasında meydana gelir. Artık etrafınızı ve çevrenizdeki insanları algılamanız değişmiştir. Sevdiğiniz ortamlar eskisi gibi keyif vermez, eskiden savunduğunuz şeyleri savunmamaya başlarsınız. Bu arada enteresan bir şey daha olur. O da kişisel değerlerinizin, etik kurallarınızın otomatik olarak bu değişime uyumlanmış olmasıdır. Aslında zorlanmanızın asıl sebebi de budur. Bu durumda yapılacak en akıllıca şey, çevrenizdeki insanları suçlamadan, kurban rolüne girmeden yeni bakış açınızla hayatınızı devam ettirmenin bir yolunu bulmaktır. Bilgece karşılayamadığınız bu tür anları 5000 parçalık puzzle yapımına benzetebiliriz. 5000 parçalı puzzle yapımına başladığınızda ilk parçaları belirlemekte zorlanırsınız. Sanki kocaman bir bilinmezlik içindesinizdir. Hatta neden daha az parçalı olanını seçmediğiniz konusunda kendinize sinirlenirsiniz. Eninde sonunda olan olur ve parçaları birleştirirken uçmaya başlarsınız. Başlangıçta yaşadığınız zorluklar tamamen yok olur. İşte algılarınızın değişmesi de böyledir. Belki ikinci 5000 parçalı puzzle yapımında da aynı şekilde zorlanabilirsiniz. Ama üçüncüsünde mutlaka değişimin kendi suyunda akmasına izin vermenin anlamını keşfetmiş olursunuz. Öyle ki sizi rahatsız eden şeyler birden görünmez olur. İşte bu anlar içinizdeki hoşgörünün görünür hale geldiği anlardır. Hoşgörü görünür hale geldiğinde bu sefer sizi rahatsız eden şeyler görünmez olur. Kısaca “ MUTLU SON HEP VARDIR” Sonuç olarak eskiden sizi mutlu eden şeyler artık mutlu etmiyorsa, kendinize“ DEĞİŞİM ZAMANI, ALLAH KUVVET VERSİN DOSTUM ” deyin ve yolunuza devam edin. Kimseye kızmayın ya da arabesk temalı bir filmin başoyuncusu olmayın. Kendinize her kızdığınızda kendinizi o meşhur masalın içinde bulursunuz. O meşhur masalın ismi “kendini cezalandırmak” tır. Kurban rolünü her seçtiğinizde “ kurban olma” frekansında titreşirsiniz ve sürekli olarak kurban olma frekansını destekleyecek deneyimlere çekilirsiniz. Yani ne ekerseniz onu biçersiniz. İyisi mi gelin, biraz büyüyün. Evrende bizleri cezalandırmak için bekleyen mekanizmalar olduğuna inanmayı bırakıp bir an evvel yaşamınızın sorumluluğunu alın. Değişim yaşam demektir. değişim mutluluğa giden yolda atılan adımdır. Yolunuzda ilerlerken habire bir durup aynı manzarayı seyrederseniz yolunuz üzerindeki diğer güzel manzaraları kaçırırsınız! Unutmayın, hayatınızdaki değişimin sorumluluğunu aldığınızda özünüze daha olursunuz. Sevgiler Gerçeğiniz arzu ve isteklerinizdir. www.yourwishisyourreality.com Sibel.kavunoglu@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder