Follow by Email

29 Ağustos 2014 Cuma

Herkes Sevilmeye Değer



             Bu aralar “Herkes Sevilmeye Değer” düşüncesi üzerine çalışıyorum. Biliyorum ki gerçekten çok sevdiğimde, çaba sarf etmeden anlayış gösterebiliyorum. Anlayış göstermek o kadar güzel bir uygulama ki tepkisel olmayı sona erdiriyor. Herkesi eşit derece de sevmek, ayrımcılığı da ortadan kaldırıyor. Zira ayrımcılık nedense hep kıskançlık, rekabet, aç gözlülük, üzüntü ve öfke ile sonuçlanıyor. Bu arada “Herkes Sevilmeye Değer” düşüncesi üzerine çalışırken dikkat edilecek önemli bir konu var. O da diğerlerinin kölesi haline gelmemek. Bunun için de herkesin eşit olduğu gerçeğinin göz ardı etmemek gerekiyor. Zira bugüne kadar hakları ihlal edilen, suiistimal edilen bir kişinin çevresine ışık saçtığı görülmedi.  
                 Şimdi de bu düşünce üzerinde çalışırken yakın zamanda başıma gelen bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum. Geçtiğimiz ay 25 gün süren sıkı bir meditasyon kampındaydım. Her sabah grup olarak mutlu olmak ve daha güzel bir yaşamın tohumlarını atmak adına temenni tarzında birkaç sayfa yazıyı hep birlikte yüksek sesle okuyorduk. Sağ tarafımda Amerikalı bir kız, sol tarafımda ise Tibetli bir rahibe oturuyordu. Sağ tarafımdaki Amerikalı kız, metni grup liderinden daha yüksek sesle okuyordu. Bu durum 2., 3., 4. gün öylece devam etti. Bir müddet sonra Amerikalı kıza sinir olmaya başladım. Güzel bir amaç için geldiğim bu yerde birisine sinir olmak etik bir davranış değildi. Bunun için bir şey yapmalıydım. Ve birden zihnime şöyle bir düşünce düşüverdi. İngilizce benim ana dilim değildi ve bu uygulamaya eve dönünce de devam etmek istiyordum, Amerikalı kızı dinleyerek telaffuzu zor olan kelimeleri söylemeyi becerebilirdim.  Evet, bu fikir çok hoşuma gitmişti.  Ve o andan itibaren sihirli bir şekilde Amerikalı kızın yüksek sesle okuması doğal gelmeye başlamıştı. Sonra ne oldu dersiniz? O güne kadar bana selam vermeyen kız öğleden sonraki seansta yanıma oturduktan sonra bana gülümseyiverdi. “Herkes Sevilmeye Değer” düşüncesinin mucizesi bu olmalı diye düşünürken zihnime başka bir düşünce daha düştü. Amerikalı kıza nasıl sinir olduysam o da benim bazı kelimeleri doğru telaffuz edememe sinir olmuş olabilirdi. Birilerine sinir olmak hali sadece benim tekelimde olamazdı. Hatta gruptaki diğer insanlardan birkaçı daha bana sinir olmuş olabilirdi. Farkında olmadan bazılarını üzmüş dahi olabilirdim. Demek ki o ana kadar kimsenin bana sinir olmayacağına inanıp durmuşum. İyi şeyler yapmayı arzulayan birisi için bu gerçeğin ortaya çıkması biraz sarsıcı olmuştu. Öte yandan sinir olduğum diğer insanların da sevilmeye değer olabilecekleri fikri daha yakın gelmeye başlamıştı. Demek ki yavaş yavaş “ Herkes Sevilmeye Değer” enerjisi içine girmeye başladım.
           Eğer ayrımcılık olmasın, birlik bilinci olsun, hiç acı çekmeyelim diyorsanız, herkesin eşit olduğunu unutmadan, “Herkes Sevilmeye Değer” olduğunu etüt etmeye siz de başlayın derim!

Her Daim sevgi ve Işıkla




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder