Follow by Email

9 Temmuz 2014 Çarşamba

Sevginin Peşinden Koşmak


           Doğuştan kör olan bir kişiye elma ve portakalın ne olduğunu nasıl öğretirsiniz? Önce elma ve portakala dokunmasını sonra onları koklamasını sonrasında ise tadına bakmasını istersiniz. Öyle değil mi? Bu küçük deneyimden sonra doğuştan kör olan kişi normal bir insan gibi elma ve portakalı birbirinden ayırt etmeye başlar. Aynı örnekten devam edecek olursak doğuştan kör olan kişiye elma ve portakalı anlatırken elmaya portakal, portakala elma dediğimizde ne olur? Kişi yaşamı boyunca elmayı portakal, portakalı da elma olarak bilir. İşte biz de tıpkı bu örnekte olduğu gibi sevgiyi yanlış öğrendik. Ve öğrendiğimiz o halin peşinden koşuyoruz. Her birimizin sevgi anlayışı farklı ve belki de bu yüzden birbirimizle anlaşamıyoruz. Bence Buddha, Mevlana, Yunus Emre vb gibi büyük hocalar bu gereksiz farklılaşmayı önlemek adına sevgiyi anlattılar. Hatta var olan tüm dinlerin sevgi ve şefkatin üzerine kurulu olduğu düşünülürse sevgi hakkında yanlış bilgilerle donatılmış olduğumuzu söylemek yanlış olmaz.                      
             Sizce, çevrenizdeki insanları dostlarım, düşmanlarım ve nötr hisler beslediklerim şeklinde üç gruba ayırdığınız, arada bir de olsa nötr gruptakileri düşmanlar ya da dostlarım grubuna, dostlarım grubundakilerini, düşmanlar grubuna aldığınız sürece sevgiyi tam olarak bildiğiniz konusunda ısrarcı olabilir misiniz? Bence hayır.
        Aynı şekilde siz de bir arkadaşınızın düşmanlar grubunda, diğer bir arkadaşınızın dostlar grubunda, tanımadığınız kişiler için ise nötr hisler beslediklerim grubunda yer alıyorsunuz dersem sanırım yanlış olmaz. Peki, farklı farklı listelerde yer aldığınız halde nasıl oluyor da hala aynı kişi olabiliyorsunuz?
           Bu konu ilginizi çekti ise sizi kısa bir meditasyona davet ediyorum.( daha önce yazdığım nefes farkındalığı çalışmalarını yaptıysanız bu meditasyonun daha verimli geçeceğini söyleyebilirim.) Sırtınız dik olacak şekilde oturun. Önce derin bir nefes alın. Yapacağınız bu meditasyon sayesinde kazanacağınız farkındalığın birçok insanın üzerinde yaratacağı pozitif etkiyi hayal edin. Şimdi ise, yaşamınızda şu an var olan insanları üç gruba ayırın. Dostlarınız, düşmanlarınız ve nötr hisler besledikleriniz. Sonra bunların arasında geçmişte farklı grupta olup yerini değiştirdiklerinizi belirleyin. Belki de en büyük düşmanınızın başınızın sıkıştığı bir anda size öyle bir şey yaptı ki dostunuz oluverdi. Ya da en sevdiğiniz dostunuz hoşunuza gitmeyecek bir şey yaptı ve bir anda düşmanınız oluverdi. Ya da nötr hisler beslediğiniz kişi size zarar verecek bir şey yaptı ve düşmanınız oldu. Şimdi de kendinize şu soruyu sorun bu üç grup arasında sürekli değişim oluyor ise bu üç grupta da var olan insanları eşit ölçüde sevmeyi denesem nasıl olur? Sürekli gruplar arasında değişim yapmak mı? Yoksa teslim olup hepsini sevmeyi denemek mi? daha akıllıca. Bu soruların yanıtlarını bulmak kolay olmayabilir. Çünkü düşmanı düşman olarak tutmak için kendinize bir sürü neden yarattınız, onların kağıt kuleler gibi kolayca yıkılması mümkün olmayabilir.
               Kavramsal olarak bu fikir aklınıza yattı ise bu meditasyonu sürekli yapın. İlerleyen zamanlarda yaşamınızda güzel bir açılım olacağına eminim. Belki de şu ana kadar hiç önemsemediğiniz gruptaki örneğin nötr hisler beslediğiniz insanları daha da önemsemeye başlayacaksınız. Ve bu şekilde sadece dostlar ve düşmanlar şeklinde kısıtlı bir yaşam yerine tüm evrenin varlığını hissetmeye başlayacaksınız. Ama en önemlisi sevginin anlamı konusunda küçük bir adım atmış olacaksınız.
Her daim Sevgi ve ışıkla



NOT: Gruplama örneğini verirken Budist uygulamalardan LamRim’den esinlendim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder