Follow by Email

25 Temmuz 2015 Cumartesi

En Çok Kimden Korkarsınız?


Geçenlerde Bebek’te Cafe nero’da oturmuş, yeni kitabım üzerine çalışırken yan masada erkek arkadaşıyla birlikte oturan bayanın “Benim problemim kendimle, asıl korktuğum kendim aslında “ şeklinde konuştuğunu duydum. Bayanın sezgileri bayağı güçlü olmalı ki arkası dönük oturduğu halde onları dinlediğimi fark etti ve oturdukları masayı ileriye doğru iterek benden uzaklaştı. Artık konuştuklarını duyamıyordum. Kadının söyledikleri aklıma takılmıştı. İnsanın kendi kendisinden korkmasına sebep ne olabilir? diye düşünmeye başladım.

Bir insanın kendi kendisinden korkmasının bir sebebi, hayata, insanlara karşı verdiği tepkiler olabilirdi. Genelde süreç şöyle gerçekleşir; bir şeyler olur, dayanamaz, tepki veririz. Sonra da verdiğimiz tepkiden rahatsız oluruz. Bir daha aynı şeyin olmaması için yemin etmiş olsak da aynı tepkiyi vermeye devam ederiz. Tepkinin sebebi eksik bilgiye sahip olmaktır.  İsterseniz bu konuyu biraz daha analiz edelim.

Dışarıyı algılamamıza yarayan beş duyumuzdan göz’ü örnek alalım. Göz, önce nesneye bakar, o sırada nesneden yayılan ışık kornea’ya oradan da göz sinirleri aracılığıyla beyine ulaşır. Beyin, nesnenin ne olduğunu göz sinirlerine bildirir. Bu süreç, geçmişte öğrendiğimiz bilgilere göre dışarıyı algıladığımızı göstermektedir. Örneğin, küçük bir çocuk elmanın elma olduğunu birisi ona öğretene kadar bilemez. Aynı mekanizma diğer duyu organlarımız için de geçerlidir. Dışarısı hep içeride var olana göre yorumlanacaktır. Aslında “kendi kafana göre hareket ediyorsun” denildiğinde çok doğru söylenmektedir. Kafamızdan geçenlerin doğruyu yansıttığını düşündüğümüz sürece nesne, kendisi olmaktan çıkmaktadır. Bu da eksik bilgiyle hareket ettiğimizin kanıtıdır. Eksik bilgiyle çevreyi yorumladığımızda hem kendimizi hem de diğerlerini üzer hem de hem kendimizden hem de diğerlerinden korkmaya başlarız. Bunun için neler yapılabilir?

Yanıt çok basittir. Tepki vermeye son vermeliyiz. İki üniversite bitirmiş, doktora yapmış, birkaç dil bilseniz dahi her zaman eksik bilgiye sahipsiniz. Çevremizi algılarken her zaman bilmediğimiz bir şeylerin olduğu gerçeğini unutmamalıyız. Tepkisellik ortaya çıktığında bir kenara çekilip eksik bilgiyi tamamladıktan sonra hayatımıza devam etmek en akıllıca hareket olacaktır. Belki şimdi bazılarınız “hadi canım her seferinde dur bir dakika kardeşim eksik bilgiyi tamamlamamalıyım bana müsaade mi diyeceğiz?” diyor olabilir. Tabii ki demeyeceksiniz. Tepki vermeden önce bir kaç nefeslik değerlendirme anı yaratabilmek için meditasyon tekniğinde kendinizi geliştirebilirsiniz. Günün birinde o kadın gibi kendinizde korkar hale gelmek istemiyorsanız bence başka çareniz yok. Söylemesi benden yapması sizden..


Her Daim Sevgi ve Işıkla

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder